Kozmik Takvim (ilk versiyon)

*Kozmik takvimin bu ilk versiyonu Carl Sagan'ın
Cennetin Ejderleri kitabında yer alıyor (Dragons of Eden, 1977). 
Kitabın kapağında yemyeşil bir doğanın içinde dinozorlar, geyikler
ve ilk insanları bir arada  yaşarken resmeden ironik bir resim de var:



Dünya çok yaşlı, insansa çok gençtir. Kişisel yaşamlarımızdaki dikkate değer olaylar; yıllar ve daha küçük sürelerle ölçülür;  yaşam süremiz onluk dönemlere sığar;  tüm yazılı tarih ise binlerce yılın içindedir. Fakat bizden daha önceleri, geçmişin en uzak dönemlerine uzanan, çok uzun bir zaman geçti ki bunun hakkında pek az şey biliyoruz; çünkü hem yazılı veriler yok hem de o dönemlerin akıl almaz büyüklüğünü kavrayabilmek konusunda gerçekten güçlük duyuyoruz.

  Bununla birlikte, uzak geçmişteki olayları tarihlendirebilme olanağımız var. Jeolojik tabakalaşma sistemi ve radyoaktif metot;  arkeolojik, paleontolojik ve jeolojik olaylar hakkında bilgi sağlamaktadır; ayrıca astrofizik kuramı, planetlerin yaşları ve Samanyolu hakkında veriler sağladığı gibi Büyük Patlama denen, tüm madde ve enerjinin şimdiki evrene dönüştüğü olağanüstü patlama olayından bugüne kadar geçmiş olan süreyi de tahmini olarak vermektedir. Büyük patlama ya evrenin başlangıcı ya da evrenin daha eski geçmişine ilişkin tüm bilginin tahrip olduğu bir devamsızlık devresidir. Ama kesin olan şu ki hakkında hiçbir kaydın bulunmadığı en eski olaydır bu…

Bu kozmik kronolojiyi açıklamak için bildiğim en öğretici yol, evrenin on beş milyar yıllık yaşam süresini (ya da en azından Büyük Patlama’dan bu yana sürdürdüğü somut yaşamı) tek bir takvim yılına sıkıştırmaktır. Buna göre dünya tarihinin her bir milyar yılı, kozmik yılın yirmi dört saatine eş ve bu yılın her saniyesi dünyanın güneş etrafındaki 475 dönüşüne karşılık olacaktır. Bu bölümde, kozmik kronolojiyi üç şekilde sunuyorum:  Aralık ayı öncesi bazı tarihleri gösteren bir liste, Aralık ayı için bir takvim ve yeni yılın son akşamına yakından bir bakış. Bu ölçüye göre tarih kitaplarımızdaki olaylar (kitaplar bunları birbirinden ayırmak için oldukça önemli çabalar göstermekte olsalar bile) o kadar sıkışık durumdalar ki kozmik yılın son anlarını saniye saniye anlatmak gerekmektedir. Böyle bile olsa bizlere geniş aralıklarla ayrıldıkları öğretilmiş bulunan olayların, listede çağdaş olaylar olarak yer almış olduklarını görürüz. Yaşam tarihi boyunca halının tüm dönemler için aynı zenginlikte dokunmuş olması gerekir. Örneğin 6 Nisan veya 16 Eylül saat 10:02 ve 10:03 dolayları. Ancak detaylı veriler, kozmik yılın yalnızca son anları için mevcuttur.





Bilim ve Teknolojideki yaygın gelişim; dünyasal bir kültürün oluşumu; insan örneklerinde kendi kendini tahrip olanaklarının elde edilişi; gezegenlerarası keşifte ve dünya dışı zekanın araştırılmasında ilk adımlar

Şimdi: Yeni yılın ilk gününün ilk saniyesi.

Bu kronoloji mevcut en iyi kanıt olmakla birlikte, bazı yerleri oldukça zayıftır. Örneğin, bitkilerin karada koloniler kurmalarının Siluran çağında değil de Ordovician çağında olduğunun ortaya çıkması veya eklemli kurtların gösterilenden daha erken olarak Kambryium öncesi döneminde belirmeleri kimseyi şaşırtmaz. Aynı şekilde, kozmik yılın son on saniyelik kronolojisi içine bütün önemli olayları sokmak belli ki benim için olanaksızdı; sanat, müzik ve edebiyatla ilgili gelişmeleri ya da tarihsel önemi olan Amerikan, Fransız, Rus ve Çin devrimlerini gereğince zikretmediğim için mazur görüleceğimi umarım.

Bu tür tablo ve takvimler, kaçınılmaz olarak yetersizdir. Böyle bir kozmik yıl içinde, dünyanın yıldızlar arası maddeden sıkışmaya başlamasının ancak Eylül’ün başlarında olduğunu görmek, insanı huzursuz eder;  yine dinozorların 24 Aralık’ta ortaya çıkmaları, insanın 31 Aralık gününün gecesi belirmesi de aynı etkiyi yapar. Tüm yazılı tarih 31 Aralık’ın son 10 saniyesini içerir. Fakat bu şekilde düzenlemiş olduğum için ilk kozmik yıl yeni sona ermiştir. Kozmik zaman içinde işgal ettiğimiz sürenin önemsizliğine karşın, ikinci kozmik yılın başlangıcında dünya üzerinde ve yakınında olacak şeylerin çok büyük ölçüde bilimsel bilgeliğine ve insanoğlunun kendine özgü duyarlılığına bağlı bulunacağı ortadadır.

(bkz: kozmik-takvim)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder