Kozmik Takvim

Evren 13,8 milyar yaşında. 

Tüm bu kozmik zamanı hayal etmek için onu tek bir takvim yılına sığdıralım.

Kozmik takvim, 1 Ocak'ta evrenimizin doğuşuyla başlar. O zamandan bugüne dek gerçekleşmiş olan her şeyi kapsar ki bu tarih bu takvimde 31 Aralık gece yarısı olarak gösterilmiştir. Bu ölçekte, her ay yaklaşık bir milyar yıl uzunluğunda. Her gün yaklaşık olarak 40 milyon yılı temsil ediyor. Şimdi gidebildiğimiz kadar geriye, evrenin ilk dakikalarına gidelim.

1 Ocak: Big Bang, yani Büyük Patlama. Bu zamanda geri gidebileceğimiz en uzak nokta şimdilik. Tüm evrenimiz, tek bir atomdan bile daha küçük bir noktadan doğdu. Uzay kozmik bir yangınla patlayarak evrenin genişlemesini başlattı ve bugün bildiğimiz her türlü enerji ve maddeyi ortaya çıkardı.Kulağa çılgınca geldiğini biliyorum ancak Büyük Patlama teorisini destekleyen çok güçlü gözleme dayalı kanıtlar mevcut. Bunlar arasında evrendeki helyum miktarı ve patlamadan geriye kalan radyo dalgalarının ışıması da var. Evren genişledikçe soğumaya başladı ve yaklaşık 200 milyon yıl boyunca her şey karanlıktı. Gaz yığınları kütleçekim kuvvetinin etkisiyle bir araya toplanmaya ve ısınmaya başladılar, ta ki 10 Ocak'ta ilk yıldızlar ortaya çıkana kadar. Bu yıldızlar 13 Ocak'ta ilk küçük galaksileri oluşturmak üzere bir araya geldiler. Bu küçük galaksiler, yaklaşık 11 milyar yıl önce yani kozmik yılın 15 Mart'ında bizim Samanyolumuz da dahil daha büyük galaksileri oluşturmak üzere birleştiler. Yüz milyarlarca güneş.


31 Ağustos: Kozmik takvimde Güneşimizin doğum günü 31 Ağustos, dört buçuk milyar yıl önce. Güneş Sistemimizdeki diğer gezegenlerle birlikte Dünya da, yeni doğmuş Güneş'in yörüngesinde dönen bir toz ve gaz bulutundan oluştu. Arka arkaya gelen patlamalar büyüyen bir enkaz topunu meydana getirdi. 

İlk bir milyar yıl boyunca Dünya ciddi anlamda dayak yemiş gibiydi. Yörüngede dönen moloz parçaları
sürekli çarpıştılar ve birleştiler ve sonunda bir çığ gibi büyüyerek Ayımızı oluşturdular. Ay bu şiddetli çağdan geriye kalan bir hatıradır.

21 Eylül: Küçük dünyamızdaki yaşam buralarda bir yerde 21 Eylül'de, yaklaşık olarak üç buçuk milyar yıl önce başladı. Yaşamın nasıl başladığını hala bilmiyoruz. Bildiğimiz kadarıyla Samanyolu’nun bir başka kısmından gelmiş olabilir. Yaşamın kökeni bilimin çözülmemiş en büyük gizemlerinden biridir.

9 Kasım: Bu tarihten itibaren artık yaşam nefes alabilir, hareket edebilir, beslenebilir ve kendi ortamına tepki verebilir haldedir. O öncü mikroplara çok fazla şey borçluyuz. Oh evet, başka bir şey daha var. Bu organizmalar seksi de keşfettiler. 17 Aralık ne gündü ama! Denizdeki yaşam gerçek anlamda bir sıçrayış yakalamış büyük bitki ve hayvanların çeşitliliği ile adeta patlıyordu. Tiktaalik karaya çıkmaya cesaret eden ilk canlılardan biriydi. Muhtemelen başka bir gezegene geldiğini düşünmüş olmalı. Ormanlar, dinozorlar, kuşlar, böcekler, hepsi Aralık ayının son haftasında evrimleşti.


İlk çiçek 28 Aralık'ta açtı.

Bu kadim ormanlar gelişip öldüler ve yüzeyin altında kaldılar, böylece kalıntıları kömüre dönüştü. 300 milyon yıl sonra biz insanlar bu kömürün çoğunu kendi medeniyetimize güç sağlamak ve onu tehlikeye sokmak için kullandık.

Şu anda kozmik takvime göre 30 Aralık saat 06:24

100 milyon yıldan daha uzun bir süre boyunca bizim atalarımız olan küçük memeliler ürkekçe ayak altından çekilirken, dinozorlar Dünya'nın efendileriydi. Bir göktaşı, bütün bunları değiştirdi.

Evren şu noktada bile 13,5 milyar yıldan daha yaşlı ama hala bizden eser yok. Bu takvimin temsil ettiği engin zaman okyanusunda biz insanlar kozmik yılın ancak son gününün son saatinde evrildik. 11:59 ve 46. saniyede. Kayıtlı tarihimizin tamamı son 14 saniyede gerçekleşti ve yaşadığını bildiğiniz herkes de o zaman diliminde yaşadı. Bütün o krallar ve savaşlar, göçler ve icatlar, savaşlar ve aşklar, tarih kitaplarındaki her şey burada, kozmik takvimin bu son saniyelerinde yaşandı. Ama kozmik zamanın böylesine kısa bir anını incelemek istiyorsak ölçeği değiştirmek zorundayız. Bizler, kozmosa yeni gelenleriz. Bizim kendi hikayemiz ancak kozmik yılın son akşamında başlıyor.

Yeni Yıl gecesi, saat 9:45: 3,5 milyon yıl önce sizin ve benim atalarımız ayağa kalktık ve onlarla yollarımızı ayırdık. İki ayak üzerinde durmaya başlayınca gözlerimizi artık yere sabitlemek zorunda değildik. Şimdi artık yukarıya merak içinde bakmakta özgürdük. İnsan varoluşunun çok büyük bir bölümünde şöyle yaklaşık 40 bin nesil boyunca birer gezgindik. Avcı ve toplayıcı gruplar halinde alet yaparak, ateşi kullanarak nesnelere isim vererek yaşadık. Bunların hepsini de kozmik takvimin son saatinde yaptık. Daha sonraki olayları kozmik yılın son gecesinin son dakikasını görebilmek için ölçek değiştirmemiz gerekecek.


11:59: Evrenin zaman ölçeğine göre o kadar genciz ki kozmik yılın son 60 saniyesine, yani bundan yaklaşık 30 bin yıl öncesine gelene kadar henüz ilk resimlerimizi bile yapmamıştık. Gökbilimini de bu dönemde icat ettik. Hatta, hepimiz gökbilimcilerin soyundan geliyoruz. Hayatta kalmamız, yıldızlardan
doğru anlamları çıkarmamıza, kışın gelişini ve yabani sürülerin göç zamanlarını tahmin etmemize bağlıydı. Sonra, yaklaşık 10 bin yıl önce yaşam tarzımızda bir devrim meydana geldi. Atalarımız yaşadıkları çevreyi şekillendirmeyi öğrendi; yabani bitki ve hayvanları evcilleştirerek toprağı ekip biçmeye ve yerleşik hayata geçmeye başladı. Bu, her şeyi değiştirdi. Tarihimizde ilk kez taşıyabileceğimizden fazlasına sahiptik. Bunların kaydını tutacak bir yönteme ihtiyacımız vardı.

Gece yarısına 14 saniye kala veya yaklaşık 6 bin yıl önce yazıyı icat ettik. Ve tahıl kilerlerinden fazlasının kaydını tutmaya başlamamız da fazla uzun sürmedi. Yazı yazmak bize, düşüncelerimizi saklama ve onları uzay ve zaman içinde çok daha uzaklara gönderme olanağı sundu. Bir kil tabletin
üzerindeki ufak izler ölümsüzlüğü yenmek için kullandığımız bir araç haline geldi. Dünyayı yerinden oynattı. Musa 7 saniye önce doğdu. Buda 6 saniye önce doğdu. İsa 5 saniye önce doğdu. Muhammed 3 saniye önce doğdu. İki saniyeden bile az bir süre önce Dünya'nın iki yarısı birbirini keşfetti. Ve kozmik takvimin ancak son saniyesinde doğanın sırlarını ve yasalarını ortaya çıkarmak için bilimi kullanmaya başladık. Bilimsel yöntem öyle güçlüdür ki bizi sadece 400 yılda Galilei'nin ilk kez bir teleskopla başka bir gezegene bakmasından Ay'a ayak izlerimizi bırakmaya kadar götürmüştür. Uzay ve zamana bakarak kozmosta nerede ve hangi zamanda durduğumuzu keşfetmemizi sağlamıştır.

Cosmos (2014)
Neil deGrasse Tyson

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder