Güzel Oğlan: TADZİO


Venedik'te Ölüm, yüzyıl sonunun gecikmiş çiçeğidir. Uygarlık çürümektedir: Sanatın beşiği Venedik "kokuşan şeylerin kokusuyla dolu hasta" bir kenttir. Yazar Gustav von Aschenbach  Venedik'e Goethe’nin Venedik Epigramları ve Hofmannsthal'ın Titian'ın ölümü'de (1892) yaptığı gibi orada yaşayan büyüleyici ergen dişiyi bulmak amacıyla gelir. Aschenbach  apaçık bir biçimde Huymans'dan etkilenmiş olduğu en eski çağların doğasını tasavvur eder:  “Yoğun ve zifirî bir gökyüzünün altında ıslak, bereketli ve devasa bir tropikal bataklık, bir tür tarihöncesi bir ıssızlık... çamurla ağırlaşmış, gür,  şehvetli çalılıktan yükselen palmiyelerin tüylü yaprakları... yeşil renkli “durgun göllerde" kök salmış "yağlı, şişkin" bitkisel yaşam. -Bu, soyun kadınsı bataklığı, göz kamaştırıcı biçimsel kusursuzluğunun, doğanın gelişigüzelliğine ve akışkanlığına sövgü anlamına gelen güzel oğlanın belli belirsiz başkaldırısında karşısında bulduğu kitonyen miyazmadır. Venedik’te Ölüm'ün bataklığı, Tartarus’un cıvık, "yumurta akına benzeyen” matriksiyle paralellik gösterir.

Sözcüklerin adamı Aschenbach, Apollonca görsel sanatların bir imgesi tarafından tutsak alınmıştır. “Yunan heykellerinden” fırlamış gibi duran on dört yaşındaki uzun saçlı “kusursuzcasına güzel” oğlan, Apollonca durağanlıktaki bir gölge oyun biçiminde belirir. Kadınlarla - bir mürebbiye, buyurgan bir anne ve “rahibeye benzeyen üç kızkardeş” - kuşatılmış Tadzio, genç ölmeye yazgılı tecrit edilmiş bir tanrıdır. Bahar bayramına yaklaşan Mann’ın taze erdişisi, bir Adonis’tir, ana tanrıçanın kayrılmış oğlan-âşığıdır.


Venedikte Ölüm (1971, Venedik'te Ölüm)
Tadzio, Apollonca nitelikler olan “aristokratça bir seçkinliğe” ve sözel engellenmişliğe sahiptir. Oğlan Polonyalı olduğu için “Aschenbach onun konuştuklarından tek kelime anlamadığını yazar onu “bir şeyleri yumuşak, anlaşılmaz dilinde yarım yamalak döndürürken ve gülümserken” görür. Tadzio’nun Delfi’ye özgü ifadeleri, Billy Budd’ın kekelemesi ve Belphoebe’nin yarım yamalak  cümleleri gibi bir başka Apollonca dilsizliktir. Tadzio’nun radikal bir görülebilirliği vardır. Onun bütün suretleri. denizdeki tanrımsı tezahüründe olduğu gibi kelimenin gerçek anlamıyla muhteşemdir. Dalgalardan çıkar, denize ait olduğu için değil, köpükten doğan Venüs'ü aşan göksel bir varlık olarak akışkan âlemi hiçe saydığı için. Tadzio'nun "tanrıya benzer güzelliği” karşısında “şaşkına dönüp. dehşete kapılan Aschenbach, Basil Hallward’ınn Dorian Gray’e ve Claggart’ın Billy Budd'a duyduğu hiyerarşik itaatin bir benzerini yaşar, Venedik'te Ölüm belirgin bir şekilde, Dorian Gray'de ima edilen Plato'nun Phaedreon'una göndermeleri kapsar. Aschenbach, “gözleri ölümsüz güzelliğin imgesiyle tutuşan özmezlerin yaşadığı kızgın dehşet”i tecrübe eder.



Aschenbach da,  Basil gibi, belki Wilde'a bir anıştırma olan dönemin "ingiliz denizci takımları" içindeki güzel oğlan tarafından yok edilen bir sanatçıdır. Mitolojik anlamda Tadzio'nun denizci takımı Sakson Billy Budd'a aittir. Oysa Mann'ın güzel oğlanı Melville'inkinden çok daha tekbencidir; ölümcüllüğü hayranının hayatına mal olan salgın hastalıkla tam kelime ile anlamını bulur. Ara sıra göz göze gelseler de aslında oğlan  Aschenbach’ı gerçek anlamda görmez: “Onunkisi, sudaki yansımasına eğilmiş Narcisus’un gülümseyişidir; kollarını kendi güzelliğinin imgesine uzatırken ki derin, büyülenmiş, çekici gülümseyişi." Aschenbach’ın gözleri, Tadzio'nun içinde kendisinden başka hiçbir şeyi  görmediği aynalardır. Saplantılı yazar, ortada otizmden başka bir şey yokken bir davet gördüğünü hayal eder. İkonikçe yalıtılmış güzel oğlan kızarmış gözün serabıdır. Kendi dekadansının bir parçası olarak Venedik’te ölüm Floransalı güzel oğlanı heteroseksüel Venedik’in yozlaşmış geç evresinin bir sembolü kılar.

Gustav von Aschenbach

Aschenbach, sanrısının doruğundayken bile cinsel arzu duymaz. Hep yapıldığı gibi Venedik'te Ölüm’ü bir açığa çıkan eşcinsellik günlüğüne indirgemek eserin değerini düşürür. Apollonca varlıklar kendilerine doğru atılan her adımda daha uzağa çekildiği için güzel oğlan asla dokunularak kirletilemez.Tadzio’yu sokaklar boyunca gölge gibi izleyen Aschenbach, eleştirel estetik mesafeyi dikkatle korur. Yıldız-tanrının aklî dengesini yitirmiş bir fanatiği haline gelmiştir. Hayranları için daima ölümcül olan güzel oğlan, Aschenbach’ı soylu ve profesyonel saygınlıktan Helen öncesi geçmişin kendini kurban etme edimine sürükler. Euripides’in Pentheus’u gibi Aschenbach Oryantalleşmiş ve travestileşmiştir: Mücevherler takınıp, parfüm, boya, maskara ve allık sürmektedir. Batılı analitik zekâ, cazibeli Asya kökeninde soğurulur. Mann, Aschenbach’ın Tadzio’nun peşinden gittiği San Marco Bizans bazilikasını “Doğulu bir tapınak olarak adlandırır; Aschenbach’ın belini büken “Ganj deltasının ılık bataklıklarında üreyen Asya tipi kolera”dır. Venedik'te Ölüm'ün naturalist fonunun dışına çıkıp, mitolojik bir okuma gerçekleştirdiğimiz anda Melville'in içselleştirilmiş kadınsı Tartarus’unu göreceğiz. Kıskanç bir ana tanrıça oğlunun hayranını kitonyen miyazmasına saracaktır, çünkü ne de olsa sanatın beşiği olan  bu kente kıranı o getirmiştir.

*
Camille Paglia 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder