Contact

Darwin bu gezegende, canlıların birbiri ardından gelmesinin dışarıdan empoze edilmiş biçimsel bir model uyarınca veya yalnızca bir doğrultuda olmadığını açıkça gördü. Yaşam başka her ne olursa olsun, sabit değildir, ayarlanabilirdir. Olumsuz ve güç çevre koşullarını aşarak buraya varmıştır. Geri dönülemeyecek yollar boyunca, değişmiş, gerekince tekrar değişmiştir. Canlı olan her yaratık kendine özgü bir geçmişin ürünüdür. Onun tam benzerinin bir başka gezegende ortaya çıkmasının istatiksel olasılığı anlamsız ölçüde küçüktür. Orada karanlıkta bir yerde yaşam, hatta hücreli yaşam olabilir. Ancak ister üst, ister alt basamakta olsun, onun biçimi, insan olmayacaktır. Bu biçim benzeri olmayan, uzun bir yolculuğun, orman çatılarının tavan aralarından geçen bir yolculuğun ürünüdür; başarısızlık olasılığı o kadar büyüktür ki, insan benzeri herhangi bir şeyin o yoldan tekrar gelmesi olanaksızdır.

Carl Sagan'ın yazdığı aynı adlı romandan uyarlanan harikulade bir film Contact. (1997, Robert Zemeckis)

Akıl almaz büyüklükte bir evrenin karanlık boşluğunda bir toz zerresi gibi uçuşan bir dünyada, insan, inanılmaz ölçüde yalnızlaşmıştır. Görülmeyenden bir haber, bir işaret bulmak umuduyla zamanın basamaklarını ve bizzat yaşamın düzeneğini tarıyoruz. Bu gezegendeki -belki de bütün yıldız evrenindeki- yegane düşünen memeliler olarak bilinçli olmanın yükü ağır geliyor. Yıldızlara bakıyoruz ama işaretler belirsiz. Geçmişin kemiklerini kazıp çıkarıyoruz ve kökenimizi arıyoruz. Orada bir izlek var ama fazla dolaşık görünüyor. Bu karmaşıklığın belki de bir anlamı vardır; bu şekilde kendimize sürekli işkence yapıyoruz.

Gece, karanlık gökyüzünde,  ışıklar geliyor ve gidiyor. İnsanlar sonunda düşündükleri şeylerden huzursuz olmuş, uykularında dönüp duruyorlar ve kötü rüyalar görüyorlar; ya da meteorlar tepelerinde yeşil yeşil fısıldaşırken yatakta uyanık, düşünüyorlar. Ancak bütün uzayda ya da binlerce dünyada, hiçbir yerde yalnızlığımızı paylaşacak insanlar olmayacak. Bilgelik var olabilir, güç var olabilir; uzayda bir yerlerde acayip organlarla çalıştırılan koca aletler bizim uzayda dönüp duran bulut enkazımıza boş yere bakıyor olabilir, onların sahipleri de bizim gibi hasret duyuyor olabilir. Bütün bunlara karşın, bize yanıt veren sadece yaşamın doğası ve evrim ilkeleridir.  Başka bir yerde veya uzaklarda bir yerde, hiçbir zaman insan olmayacaktır.  


Loren C. Eiseley
(Yazıyı Tübitak yayını olan Galilleo'nun Buyruğu isimli
kitaptan aktardım.Bilim iyi geliyor.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder