St. Moritz


Yöre halkı Nietzsche'den "İsviçreli hüzünlü profesör" diye bahsediyordu, otelin diğer müşterileri de onun "aşırı sessiz" olduğunu, neredeyse sadece çocuklarla konuştuğunu söylemişti.


İhtiyaçlarına kıtı kıtına yeten maaşını fırsat bilen Nietzsche, Engadin vadisinin kuzeydoğu ucundaki kaplıca ve "şifa" merkezi St. Moritz'e taşınmak için uzun zamandır yaptığı planı gerçekleştirdi ve 21 Haziran' dan 16 Eylül'e kadar orada kaldı. Boydan boya göller zinciriyle kaplı Engadin 2.000 metre yüksekliktedir ve İsviçre'nin Alp vadilerinin en yükseğidir.

Fakat kasabanın merkezi (bugün de olduğu gibi) çok kalabalık ve burada hayat çok pahalı olduğu için, kasaba merkezine yaklaşık bir saatlik yürüme mesafesinde bulunan bir evin bir odasını tutabildi. Nietzsche o süreçten en son çöküşüne kadar olan süreçte yurdum demeye en çok yaklaştığı yer olan vadiye hemen uyum sağladı. Vardıktan sonra Overbeck'e,  "Artık Engadin'i elime geçirdim, burası adeta benim bir parçam, çok fevkalade bir yer. Bu yeryüzü parçasına bağlandım," diye yazar. Ormanın içinden geçen patikaları çok sevmişti -"sanki benim gibi neredeyse-kör tipler için açılmış"- havayı da (muhtemelen haklı olarak) "Avrupa'da olanın en iyisi" diye tanımlıyordu. Elizabeth'in Basel'de gözlemlediği gibi, antik filozofların kendini tedavi etmeye yönelik çileci pratiklerine devam ediyordu: "Yaşama ve yeme kurallarım antik bilgeleri utandırmazdı," diye yazıyordu Temmuz'da Overbeck'e. "Her şeyde çok basit ama son derece hassas ölçüte göre hareket ediyorum. "

Fakat hiçbir işe yaramadı: "Burada da başka yerlerde olduğum kadar hastayım ve son sekiz günü yatakta geçirdim." Gene de "St. Moritz benim için doğru yer" diyordu, yani kendini buna inandırmıştı.


Bir başka deyişle, iklimsel aşırılıklar sağlığına özellikle kötü geliyordu. Böylece aklı başında geçirdiği son dokuz yıl devam edecek olan bir desen ortaya çıktı: Yazları yüksek vadilerde, kışları deniz seviyesindeki sıcak yerlerde geçirecekti.

Daha önce de hep hareket halinde olmasına ve kendini yurtsuz bir "gezgin" gibi göstermeyi sevmesine rağmen, bundan böyle gerçekten tam anlamıyla bir "göçebe" olacaktı; zaten kendini öyle görüyordu: Yani hareketli olmakla birlikte, bu hareketi belirli bir alanda belirli bir kalıba uyacaktı. Nietzsche'nin zaman zaman iş ya da görev gereği Leipzig ya da Naumburg gibi başka yerlere de gitmesi söz konusu oluyordu, ama artık bu alan belirlenmiş oldu; kuzeyde İsviçre Alpleri'nin güney vadilerinde, güneyde ise denizde bitiyordu: ya Adriyatikte (Venedik) ya da Akdeniz'de (Cenova ve Nice).

kaynak: Julian Young / Nietzsche

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder