Sappho'nun Bin Kulaklı Geceye Anlattıkları


Şiir türlerinin geçirdiği evrime bakacak olursak, lirik şiirin epik şiirden sonra İÖ VII. yüzyılda Lesbos Adası’nda ortaya çıktığını görürüz. Bireyin duygularını ve düşüncelerini dile getiren bir tür olan lirik şiir lir eşliğinde söylendiği için bu adla anılagelmiştir.

Bu türün ilk önemli şairleri arasında ise Sappho’nun özel bir yeri vardır. Çağdaşları arasında Alkaios ve Arkhilokhos gibi okurlarına kolayca ulaşabilmiş bir şair olduğu bilinir. Bizim Midilli dediğimiz Lesbos’un Mitilini şehrinde doğmuş. İÖ 6l0-580 yılları arasında yaşadığı sanılan Sappho’nun hayatı hakkında kesin bilgilere sahip değiliz. Ancak Sappho’yla ilgili çeşitli söylentilere bakılırsa, bu ufak tefek esmer kadın Andros Adasından Kerkolas adlı zengin bir tüccarla evlenmiş. Kleis adlı bir kızı olmuş. Önemli bir aileden geldiği ve siyasal etkinliği olan bu ailenin Mirsilos ve Pittakos adlı tiranlar zamanında Pirha ve Siracusa’ya sürgüne gönderildiği biliniyor. Daha inanılır söylentilere göre de Sappho Lesbos’ta bir kız okulunun yöneticiliğini yapmış ve bu okulda aşk tanrıçası Aphrodite inancının ilkelerini ve kurallarını evlenme çağına gelen kızlara öğretmiş.

john william godwardin, the days of sappho (1904)

Şiirlerinde hep kişisel temaları işleyen Sappho'nun öğrencilerinden esinlendiği, onlar için düğün türküleri yazdığı gibi kendisini unutanlara sitem eden şiirler yazdığı da biliniyor. Bu arada kendisi gibi şiir yazan ya da kız öğrenci gruplarına önderlik eden rakiplerine karşı yergi şiirleri de yazmıştır. Genç kızlar için yazdığı şiirlerde sevecenlikten cinsel tutkuya kadar değişik duyguları dile getiren Sappho özellikle bu ikinci tür temalar yüzünden Hristiyanlığın yayıldığı dönemlerde ahlaka aykırı bir şair sayılmış ve şiirleri yasaklanmıştır. Oysa yaşadığı dönemde ve daha sonraki dördüncü ve üçüncü yüzyıllarda eski Yunan kültürünün yaygın olduğu yerlerde ona büyük hayranlık duyanlar Sappho’yu “onuncu esin perisi” olarak adlandırmışlardır.

İÖ III. ve II. yüzyıllarda İskenderiyeli bilginler onun bilinen bütün şiirlerini dokuz lirik bir de ağıt kitabında bir araya getirmişler. Ama zaman içinde, özellikle de Hristiyan kilisesinin bu şiirlerdeki erotik öğeleri onaylamaması yüzünden, Sappho’ nun şiirleri korunamamış, ancak başka yazarların onun şiirlerinden yaptıkları alıntı parçaları kalmıştır. l898’den sonra bulunan papirüs yazmalarındaki şiirlerle elimizdeki şiirlerin sayısı daha da arttı. Ne var ki Sappho’nun 28 dizelik “Aphrodite’ye Yakarış” şiiri dışında eksiksiz hiçbir şiiri günümüze ulaşmış değil. Buna karşın kalan eksik dizeler bile onun yaratıcı gücü konusunda klasik filologlara yeterince kaynaklık etmiş. Catullus gibi büyük şairler onu örnek alarak unutulmaz şiirler yazmışlar.

Sappho’yla ilgili söylentilerden biri de onun Phaon adlı bir denizciye aşık olduğu ve ondan yüz bulamadığı için kendini Leukadia kayalıklarından denize attığı hikâyesidir. Ancak ne bu konu ne de Sappho ve Phaon’la ilgili Atina’da “orta komedya” döneminde yazılan oyunlarda anlatılanlar doğrulanmıştır.

Cevat Çapan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder