Antinous ölmüştü


Düşüncelerimi toparlamaya çalışıyordum:

Antinous ölmüştü.

Çocukken, Marullinus'un kuzgunların paramparça etmiş olduğu cesedini görünce ağlayıp bağırmıştım ama, bu ağlama, gece bağıran bir hayvanın ağlamasına benziyordu. Babam ölmüştü ama on iki yaşında öksüz kalan oğlan çocuğu evdeki düzensizlikten, annesinin gözyaşlarından ve kendi korkusundan başkasını algılayamamıştı; ölmekte olan adamın acısı konusunda hiçbir şey bilmiyordum. Annem, çok sonraları, ben Pannonina'da görevdeyken ölmüştü; tam tarihini anımsayamıyorum. Trayan, vasiyetimi yazması gereken hasta bir adamdan başka bir şey değildi. Plotina'nın ölümünü görmemiştim. Attianus ölmüştü; yaşlı bir adamdı. Çok sevdiğimi zannettiğim arkadaşlarımı Daçya savaşları sırasında yitirmiştim; ama gençlik; yaşam ve ölüm eş düzeyde baş döndürücü ve kolaydı.

 Antinous ölmüştü.

Sık sık duyulan, basmakalıp sözler anımsıyordum: ·İnsan her yaşta ölebilir», ya da "Genç ölenler tanrının sevgili kullarıdır," bu laf kalabalığına ben de katılmıştım; can sıkıntısından öleceğim, uyurken öleceğim, demiştim. Acı sözcüğünü, Yas sözcüğünü, Yitik sözcüğünü kullanmıştım.


 Antinous ölmüştü.

Aşk tanrıların en akıllısı . . . Ancak, bir ırmağın taşıdığı altın madeninin kumla karıştığı gibi aşk da, tutkuya, umursamazlığa, sertliğe, duyarsızlığa ve kendi kendini aldatan yaşlı adamın lafta kalan
mutluluğuna karışır; bundan sorumlu tutulamaz aşk. Acaba ben de mi kendi kendimi kandırmıştım?

 Antinous ölmüştü.

Şu anda Servianus'un hiç kuşkusuz öne sürdüğü gibi fazla sevmekten değil oğlanı yaşamaya zorlayacak kadar sevmemiş olmamdan kaynaklanıyordu kuruntularım. Orpheus mezhebinin bir üyesi olan Khabrias, canına kıymayı suç bulduğu için bu sonun kendi kendini kurban etmek isteğinden doğduğunu savunuyordu; ölümün bir armağan olduğu düşüncesi tüyler ürperten bir sevinç veriyordu bana. Yumuşaklığın altında gizlenen galeyanı, birtakım şeylerden vazgeçmenin altında yatan umutsuzluğu, aşkın içinde gizlenen nefreti bilen tek kişi bendim. Çok derinden incinmiş bir yaratık, bağlılığın kanıtını suratıma çarpmıştı; her şeyi yitireceğinden korkan oğlan, beni kendisine sonsuza kadar bağlayacak yolu bulmuştu. Böylesine bir kurbanla beni koruyacağını sandıysa herhalde hiç sevilmediğine inanıyordu, çünkü bana yapılabilecek en büyük kötülük onu yitirmekti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder