Arslan & Nietzsche


Arslan & Nietzsche


Yüksel için, resmin, tek başına resmin, yani plastik değerlerin araştırıldığı ya da eski değerlerin yadsınıp yeni plastik değerlerin ya da karşı-plastik değerlerin yaratıldığı resmin hiçbir anlamı yoktur. O bir düşünceyi resmetmek ister. (...)

Yüksel’in resmi, hiç değilse 1968’lere değin, bir değişimler sanatıdır. Atları çizerken ınsanları çizdi. Çiftleşmeleri çizerken mutsuzlukları, tekleşmeleri çizdi. Mezar taşlarını insanlaştırdı. İnsanları mezar taşı durumuna getirdi. (...) Yüksel, hiçbir zaman bir çıplak, bir nature-morte, bir görünüm resmi yapmadı... Bir takım düşünceleri resimledi. ‘Öyleyse bir illüstratör' denecek. Evet ama bir ayrımla: Yüksel, Sade'ı Nietszche’yi, Jarryyi yorumlamıyordu resminde. Onların çizgisindeki kendi düşüncesini resme aktarıyordu. Bu düşünceyi resmediyordu.

Resimlemek/Resmetmek. İki ayrı kavram. Yukarıda sözünü ettiğim ayrım burda beliriyor: Yüksel Arslan bir düşünceyi resimleyen değil onu resmedendir. İllüstratör’lüğünü bu anlamda yorumlamak gerekir.

(...) Yüksel'in resimlerindeki insan figürlerinin değişimi. Bu değişimi takip edecek olursak, Yüksel'in geçtiği yollarda bıraktıkları izlerdir bunlar.

Bunları izleyecek olursak, sanatçının değişimini, dünya görüşünü, dünyaya bakışını da izleriz."

Ferit Edgü

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder