Dışavurumculuk - Hermann bahr

Yaşamsal olan nokta, insanın kendisini yeniden bulması gerektiğidir.  Schiller şöyle sorar: “ Ne amaçla olursa olsun, insanın yazgısı kendini yitirmek olabilir mi?” Bu yitirilişi kendi doğasına rağmen insana dayatmak, zamanımızın insanlık dışı çabasıdır.  İnsan basit bir alete dönüşüyor., kendi işinin aracı haline geliyor.  Makinenin hizmetinde olduğu için artık duyguları da yok. Makine onu ruhundan çaldı. Ruh şimdi ruh onu geri istiyor. İşte yaşamsal sorun bu. Yaşadıklarımız, ruh ile makinenin insanı ele geçirmek için sürdürdükleri müthiş bir kavgadan başka bir şey değil. Artık yaşamıyoruz, yaşanıyoruz.; hiçbir özgürlüğümüz kalmadı, kendimiz hakkında karar veremiyoruz. Tükendik, ruhsuzlaştık, doğa insansızlaştı. […] Daha önceki hiçbir dönem, böyle bir dehşetle, bu kadar derin bir ölüm korkusuyla sarsılmamıştı. Dünya hiçbir zaman bu kadar sessiz, mezar kadar sessiz olmamıştı.  İnsan hiç bu kadar anlamsızlaşmamış, kendini bu kadar ürkek hissetmemişti.  Mutluluk hiç bu kadar uzak, özgürlük hiç bu kadar ele geçmez olmamıştı.  Kulaklara acının haykırışı doluyor, insan ruhu için ağlıyor. Çok şeye ebe zamanımız bir büyük ıstırap çığlığı. Sanat da bunun dışında; o da bir yardım umarak karanlıklara sesleniyor, o da ruha ağlıyor: İşte dışavurumculuk bu.         

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder