Esenlik - Erich Fromm

“Eğer ağaçlar arasında bir ağaç, hayvanlar arasında bir kedi olsaydım, bu yaşamın bir anlamı olurdu ya da daha doğrusu bu sorun olmazdı çünkü bu dünyanın bir parçası olurdum. Şimdi bütün bilincim ve bütün tanıdıklık istemimle karşılaştığım bu dünya olurdum. Öylesine gülünç olan şu bilinç beni tüm yaratıma karşıt kılmaktadır. (…) Bu çatışmanın, dünya ile zihnim arasındaki bu yarılmanın temeli onun bilincine varmış olmam değilse nedir?”

(Sisifos Söyleni'nden)


İlk yaklaşımda “esenlik” doğal yaratılışla, doğal yapıyla uyum içinde olmak diye tanımlanabilir.

Doğal yaratılışla, doğal yapıyla uyumlu koşullar içinde olması gerekli insan varlığı nasıl bir varlıktır? Bu koşullar hangi koşullardır? İnsan varlığının ortaya koyduğu bir sorun var. İnsan bu dünyaya bu konudaki istemi sorulmadan geliyor, gene giderken de istemine bakılmıyor. Hayvanlarda içgüdüsel olarak doğayla bütünlük içinde yaşamasını sağlayan bir çevreye uyum mekanizması olmasına karşın insan bu içgüdüsel mekanizmadan yoksun. Yaşam onu yaşatacağına o yaşamı yaşamak zorunluluğunda. İnsan doğanın içinde ama doğadan kopmuş, kendi kendinin ayrı bir varlık olarak ayırdında olması, kendini dayanılmaz derecede yalnız, güçsüz ve kaybolmuş hissetmesine neden oluyor. Bu dünyaya gelmiş olmak durumu, bir sorun yaratıyor. İnsan doğduğu anda yaşam insana bir soru sormuş oluyor? İnsan bu soruyu her an yanıtlamak zorundadır. Yalnız zihniyle, yalnız gövdesiyle değil ama o düşünen düş gören, uyuyan, karnını doyuran ağlayan ve gülen adam –bir bütün olarak insan- bu soruya yanıt bulmalıdır. Yaşamın ortaya koyduğu bu soru nedir? Soru şudur:

 Bu ayrıklık, bölünmüşlükten gelen yalnızlık yaşantısının acısından, mahpusluğundan, utancından kendimizi nasıl kurtarabileceğimiz, kendi kendimizle çevremizdeki insanlarla ve doğayla nasıl birlik kurup bütünleşebileceğimiz?   Şu yolda ya da  bu yolda insan bu sorulara bir yanıt bulmak zorundadır; hatta deliler bile benliklerinin kabuğuna çekilerek böylece ayrıklığın, bölünmüşlüğün korkusunu yenmeye çalışarak, kendilerinin dışındaki gerçeği silip yok ederek, bu soruya bir yanıt bulmuş oluyorlar.

Soru her zaman aynıdır. Gerçi birçok yanıt vardır ama yanıtlar temelde ikiye indirgenebilir. Birincisi bu ayrıklıktan bölüklükten kurtulmak, bütünleşmeyi sağlamak için ayrıklığın, bölüklüğün ayırdında olmadığımız döneme, yani doğum öncesine kadar gerilemektir. İkinci yanıt, tam anlamıyla doğmaktır. İnsanın bilmek, fark etmek yeteneğini, aklını, sevme gücünü, kendi bencilliğinin dar çemberini aşana kadar, kendisiyle ve dünyayla yeni bir uyuma, bir bütünleşmeye ulaşana kadar geliştirmektir.


“Esenlik” aklın tam gelişmişlik durumuna ermiş olmasıdır: Akıl deyince anlatmak istediğimiz şey yalnızca akla vurup, anlamak, yargıya varmak anlamında akla dayalı yargı değil ama Heidegger’in deyimini kullanırsak gerçeği  “olduğu durumuyla” kavrayıp anlamaktır. Esenlik bir kimsenin narsisizmini yendiği oranda olabilir; …İnsanın insana ve doğaya duyguyla bağlı olması demektir, ayrıklıktan, bölüklükten, kopukluktan, yabancılaşmadan kendini kurtarıp var olan her şeyle bir olduğunu bir yaşantı durumuna getirmek demektir. Ama bir yandan da benlik yaşantısını da aynı zamanda sürdürmek demektir. Esenlik tam olarak doğmak, olanaklarını tam olarak geliştirmek demektir; son dereceye kadar sevinç ve keder duyabilecek gücü olmak demektir. Başka deyişle orta yetenekteki insanların sürekli olarak içinde bulundukları ayakta uyuklama durumundan kendini kurtarıp tam olarak uyanmaktır. Aynı zamanda yaratıcı olmaktır; yani kendine, başkalarına ve var olan her şeye bir yanıt vermek, bir karşılık vermektir, gerçek bir insan olarak, varlığının bütünlüğüyle, herkese ve her şeye o kimseyi ya da o şeyi olduğu gibi kabul ederek bir yanıt, bir karşılık vermektir. Böyle içten gelen bir yanıt, içten gelen bir karşılıkta yaratıcılık yatar. Dünyayı olduğu gibi görmeli ve benim dünyam olarak yaşamalı, dünyayı yaratıcı anlayışımla biçimlendirip kavramalıyım ki böylece o dünya benim dünyam olarak yaşamalı ve şu yalan dünya olmaktan çıksın, benim dünyam olabilsin. Sonuç olarak esenlik, Ego’yu (benlik) bir yana atmak, Ego’yu büyütmek ya da korumak peşinde koşmaktan vazgeçip benliğini varoluşun işlevi içinde yaşantıya dönüştürmektir.     

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder