Mona Lisa (Hiç Gelmeyecek Bir Gelecek Anı)



...ve Leonardo'nun mükemmelliyetçi üslubu için hayati önemdeki
şey:telaş etmeye gerek yoktu.


Zamanın geçişi Mona Lisa'nın üzerinde yazılmış:yüzüne düşen o akşam ışığı,arkasındaki dağ şekillerindeki asırlık jeolojik zaman,ve elbette tam bir gülümseme olmaktan biraz ötede duran gülümsemeye yakın bir şey:hiç gelmeyecek bir gelecek anı.

Başka bir anlamda,bir kültür nesnesi olarak,resmin önünde uzun bir gelecek vardı.Aksiyomatik şöhreti aslında modern bir olgu.İlk yorumcular göklere çıkardı,ama resmi özellikle sıradışı ya da benzersiz saymadılar.Mona Lisa'nın ikon konumuna çıkarılması ondokuzuncu yüzyıl ortasında oldu;kuzuy Avrupa'nın genel olarak İtalyan Rönesansına ve özel olarak Leonardo'ya hayran kalmasından doğdu,ve resmin Louvre'da bulunmasıyla ona özel bir Gal,ya da aslında Paris havası verildi.Resmin imgesi o abartılı romantik femme fatale fanteziyle karıştı...

Theophile Gautier Mona Lisa için "çok gizemli bir şekilde gülümseyen bir güzellik sfenksi'ydi" diye söz eder;onun "tanrısal ironik" bakışı "bilinmeyen hazlara" yakınlaştırıyordu bizi;o "ona hayranlık duyan yüzyılar boyunca çözülmemiş bir bilmecenin pozunu takınmıştı." Gautier rapsodilerinden birinde,anlamlı bir çıkmada,şunu belirtiyor:O insana kendisini bir düşes karşısında duran bir okul çocuğu gibi hissettiriyor.

Onun huzurunda titreyen bir başka kişi tarihçi ve rönesans tutkunu Jules Michelet'ydi.Ona bakarken,diye yazmıştı, "sanki tuhaf bir büyülenmeye kapılmış gibi hayran kalır ve daralırsınız"; o "beni çekiyor,beni altüst ediyor,beni yiyip bitiriyor;kendimi tutamayıp ona gidiyorum,yılana giden kuş gibi." Aynı şekilde Goncourt kardeşlerin 1860 yılı dergisinde,dönemin ünlü bir güzeli "Gioconda'nın gece yüklü gülüşünü" takınmış " bir onaltıncı yüzyıl metresi gibi" diyerek betimlenmektedir. Yani Mona Lisa,Zola'nın Nana'sı,Wedekind'in Lulu'su ve Baudelaire'nin Jeanne Duval'yi ile birlikte tehlikeli güzeller korosuna sokulmuştu.

Yeats,sonraları resmin Viktoryen estetikçisi Walter Pater tarafından yapılmış bir Mona Lisa betimlemesini şiire döktü.

Arasında oturduğu kayalardan daha yaşlı;
Vampir gibi,
Birçok kez ölmüş,
Ve mezarın sırlarını öğrenmiş;
Ve derin sulara dalmış,
Ve onun için üzülenleri saklıyor...



Oscar Wilde bu baştan çıkarıcı Patervari övgü konusunda kapsamlı bir yorum yapıyor: "Resim bize gerçekte olduğundan daha harika görünür,ve bize,hiç farkında bile olmadığı bir sırrı sergiler." Ama Mona Lisa'nın sırrı fikri dilden dile dolaşmayı sürdürdü.E.M. Forster'ın Manzaralı Bir Oda adlı kitabında " Adam onda harika bir ketumluk gördü.Kadın tıpkı Leonardo da Vinci'nin bir kadını gibiydi;kendisi yüzünden değil de bize anlatmadığı şeyler yüzünden sevdiğimiz kadın gibiydi" diyerek Mona Lisa'dan söz edilir.

Başkaları daha kuşkucu yaklaştı.Örneğin T.S. Elliot Hamlet'i "edebiyatın Mona Lisa'sı olarak adlandırdığı zaman bunu olumsuz bir anlamda kullanıyordu:oyun artık ne olduğu için değil,tıpkı resim gibi,öznel yorumlar ve ikinci sınıf kuramlar için bir kap olduğu için seyrediliyordu.

Mona Lisa'nın çalınması ve geri getirilmesi olayları da onun ününü artırdı.Yaşananlar resmin küresel bir pop-ikon olmasının habercileriydi...

...her şeyden öte ben kendi payıma Mona Lisa'nın farkına ilk kez Jimmy Clanton'ın 1962 hitiyle vardım:

O kot giymiş bir venüs,
At kuyruklu bir Mona Lisa...

At kuyruğunun ona yakışacağından şüpheliyim,ama şarkının şeker tadı bu gizemli ve güzel resmin kaderini oldukça iyi örnekliyor...


Charles Nicholl

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder