Where do we come from ?

The Idol

Tahiti sakinleri,' bilinen tüm tarihleri boyunca, her zaman astronomi hakkında oldukça geniş bir bilgiye sahip olmuşlar. Gizli bir dine mensup olan, adaları hükümleri altına almış olan ve haklarında başka şeyler de anlatacağım Areoi'lerin periyodik bayramları, yıldızların dönüşüne dayalı idi. Öyle görünüyor ki, ay ışığının doğası bile Maori'ler için bilinmez değildi. Ayın dünyaya çok benzer bir küre olduğunu, üzerinde yaşayanlar olduğunu ve kendi dünyaları gibi zengin ürünlerle dolu olduğunu düşünüyorlar.

Dünya ile ay arasındaki mesafeyi şu şekilde hesaplıyorlar: Ora ağacının tohumu dünyadan aya beyaz bir güvercin tarafından taşındı. Uyduya ulaşmak, kuşun iki ayını aldı ve iki ay daha geçip de, kuş yine dünyaya düştüğünde, tüyleri yoktu. 

Maori'lerin bildiği kuşlar arasında en hızlı uçtuğu düşünülen, bu kuşlardır. Ama Tahitililerin yıldızlara verdikleri isimler şöyledir. Tehura'nın derslerini, Polinezya'da bulunan çok eski bir elyazmasının yardımıyla tamamlıyorum. Bunda, hayal gücünün basit bir oyununu değil de, mantığa
dayalı antronomi sisteminin başlangıçlarını görmek çok mu küstahça olur?

Roüa -ki muazzamdır başlangıcı -karısı Loş Dünya ile yarattı.
Kralı olan güneşi, sonra alacakaranlığı, sonra da geceyi doğurdu.
Sonra Roüa bu kadını terk etti.
Roüa -ki muazzamdır başlangıcı -"Grande Rtunionn isimli bir
kadınla yattı.
Kadın gökyüzünün kraliçelerini, yani yıldızları doğurdu, sonra
da Tahiti yıldızını, yani akşam yıldızını.

Altın göklerin kralı, tek kral, karısı Fanoüi ile yattı.
Ondan yıldız Taüroüa (Çobanyıldızı), yani sabah yıldızı, güne
ve geceye, diğer yıldızlara, aya, güneşe yasa veren, denizcilere
rehberlik eden Kral Taüroüa doğdu.
Taüroüa solda kuzeye doğru uçtu ve orada karısı ile yattı ve Kızıl
Yıldız, akşamları iki çehreyle parlayan yıldız doğdu.
Kızıl Yıldız doğuya doğru uçtu, kanosunu, yani tüm-gün-kanosunu
hazırladı ve göklere yöneldi. Güneşin doğuşu ile uzaklaştı.
Rehoüa artık uzayın enginlerinde yükselmektedir. Karısı Oüra
Tanelpa ile yatmaktadır.

Onlardan ikiz Krallar, Ülker yıldızları doğmuştur.
Kuşkusuz bu lkiz Krallar bizim Castor'umuz ve Pollux'umuz
ile aynıdır.


Polinezya yaratılış öyküsünün ilk versiyonu, belki de yalnızca
gelişme sayılması gereken değişikliklerle karmaşıklaşmıştır.
Taaroa kendine Dışarının Tanrıçası (ya da denizin tanrıçası)
ismini veren kadınla yattı.
Onlardan beyaz bulutlar, siyah bulutlar ve yağmur doğdu.
Taaroa kendine içerinin Tanrıçası (ya da toprağın tanrıçası)
ismini veren kadınla yattı.
Onlardan ilk tohum doğdu.
Bunlardan dünyanın yüZeyinde yetişen her şey doğdu.
Bunlardan dağların sisleri doğdu.
Bunlardan kendine Güçlü diyen erkek doğdu.
Bundan kendine Güzel ya da Memnun Etmek için Süslenmiş
Olan diyen kadın doğdu.
Mahoüi' kanosunu kızaktan indirdi.
Dibine oturdu. Sağında, oltaya saç telleri ile bağlanmış olan
kanca asılıydı.
Ve elinde tuttuğu bu oltayı ve bu kancayı, büyük balığı (dünyayı)
yakalamak için evrenin derinliklerine saldı.
Kanca yakalandı.
Dünyanın büyük ağırlığını eksen zaten gösteriyor, Tanrı zaten
hissediyordu.

Tefatou (dünyadan doğan tanrı ve dünyanın tanrısı) oltaya yakalandı,
gecenin içinde yükseldi ve hala evrenin enginliği içinde asılıdır.
Mahoüi uzayda yüzen büyük balığı yakalamıştır ve şimdi onu
dilediği gibi yönlendirmektedir.
Onu elinde tutmaktadır.
Mahoüi aynı zamanda güneşin takip ettiği yolu öyle yönetmektedir
ki, gün ve gece aynı uzunluktadır.

Tehura'dan bana Tanrıların isimlerini söylemesini istedim.
Taaroa Ohina ile, havanın Tanrıçası ile yattı.
Onlardan gökkuşağı, ay ışığı, sonra kırmızı bulutlar ve kırmızı
yağmur doğdu.

Taaroa Ohina ile, toprağın sinesinin Tanrıçası ile yattı.
Onlardan Tef atou, toprağı canlandıran, yeraltı seslerinde tezahür
eden ruh doğdu.
Taaroa Dünyanın Ötesi denilen kadınla yattı.
Onlardan Teirü ve Roüanoüa isimli Tanrılar doğdu.
Sonra Roo annesinin bedeninin böğründen çıktı.
Ve aynı kadından Gazap ve Fırtına, ôjkeli Rüzgarlar ve bunları
takip eden Huzur doğdu.
Ve bu ruhların kaynağı, Haberciler'in geldiği yerdir.

Ama Tehura bu ilişkilerin tartışmalı olduğunu itiraf ediyor. En geleneksel sınıflama şöyle: Tanrılar Atualar ve Oromatualar olarak ikiye ayrılıyor. Daha üstün olan Atuaların tamamı Taaroa'nın oğulları ve erkek torunları.

Gökyüzünde yaşıyorlar -yedi gökyüzü var. Taaroa ve karısı Feü Feü Maıterai'nin oğulları şunlar: Oro
(babasından sona gelen tanrıların ilki ve iki oğlu var -Tetai Mali ve Oüroü Tetefa-) Raa (Tetoüa Oüroü Oüroü, Feoito, Teheme, Roa Roa, Tehu Rai Tia Hotoü, Temoüria'nın babası), Tane (Peüroürai, Piata Hoüa, Piatia Roroa, Parara iti Matai, Patia Taüra, Tane Haerirai'nin babası), Roo, Tieri, Tefatou, Roüa Noüa, Torna Hora, Roüa Otia, Moe, Toüpa, Panoüa, Tefatou Tire, Tefatou Toutaü, Peurai, Mahoüi, Harana, Paümoüri, Hiro, Roüi, Fanoüra, Fatoühoüi, Rii.

Bu tanrıların her birinin kendine özgü özellikleri var. Mahoüi ve Tefatou'nun işlerini daha önce gördük ... Tane'nin ağzı yedinci gökyüzü ve bu da, erkeğe ismini veren tanrının ağzının, yeryüzünü aydınlatan ışığın geldiği, gökyüzünün en uzak ucu olduğunu simgeliyor. Rii yeryüzünü ve gökyüzünü ayırdı. Roüi okyanusun sularını karıştırdı; yeryüzündeki katı kıtayı kırdı ve şimdiki adalan oluşturan sayısız parçaya böldü. Başı bulutlara, ayakları denizin dibine değen Fanoüra ile bir
başka dev, Fatoühoüi, birlikte Eiva'ya -bilinmeyen bir yer- indiler. Amaçları insanları yiyen canavar domuz ile savaşmak ve onu öldürmekti. Hırsızların tanrısı Hiro, parmakları ile kayalara delikler kazdı. Devlerin büyülü bir yerde tutsak tuttukları bir bakireyi kurtardı. Bir eliyle, gündüzleri bakirenin zindanını gizleyen ağaçları kavradı ve büyü bozuldu ... Daha alçak seviyedeki Atualar özellikle insanların yaşamı ve çalışmaları ile ilgilidir, ama onların evlerinde yaşamazlar.
Bunlar: denizcilerin koruyucu ruhları olan Atua Maholar (tanrı köpekbalıkları); tarlaların koruyucu ruhları olan, vadilerin tanrı ve tanrıçaları olan Peho; şarkıcıların, komedyenlerin ve dansçıların koruyucu ruhları olan No Te Oüpa Oüpa'lar; otacıların koruyucu ruhları olan Raaoü Pava Mai'ler; insanı cadılara ve büyüye karşı korumaları üzerine adlarına adaklar adanan tanrılar olan No Apa'lar; çiftçilerin koruyucu ruhları olan Tanoü; marangozların ve inşacıların koruyucu ruhları olan Tane Ite
Haa'lar; çatı yapıcıların koruyucu ruhları olan Minia'lar ve Papea'lar; ağ yapıcılarının koruyucu ruhları olan Matatini'ler. Oromatua'lar, Lare isimli ev tanrılarıdır. Cin isimli ve hakkınca isimlendirilmiş Oromatua'lar vardır. Oromatua'lar savaş kışkırtıcılarını cezalandırır ve aile içinde
huzuru korur. Bunlar: her aileden, ölen kişilerin ruhları olan Vama Taata'ler; doğal bir sebepten, zamanından önce ölen çocukların ruhu olan Eriorio'lar; doğumda öldürülen çocukların
ruhu olan ve çekirgelerin bedeninde geri dönen Poüara'lar. Cinler farazi ilahlardır ya da insanlar tarafından bilinçli olarak yaratılmışlardır. Kendi tercihleri dışında belirli bir güdü olmadan,
bir hayvana ya da ağaç gibi bir nesneye ilahi özellikler atfetmişler, sonra da her tür önemli olayda ona danışmaya başlamışlardır. Belki de bunda, Maori'lerin muhtemelen tanışmış oldukları Hindu ruh göçü kavramının izleri vardır. Tarihi şarkıları ve efsaneleri, büyük tanrılarının hayvan ve bitki şekline girdikleri fabllarla zengindir.

Semavi hiyerarşide en son, Atua ve Oromatua'lardan sonra Tii 'ler gelir. Bunlar Taaroa ile Hina'nın oğullarıdır ve sayıları pek çoktur. Maori yaratılış ilminde bunlar, tanrılardan aşağı olan ve insanlara yabancı olan ruhlardır. Organik varlıklar ile organik olmayan varlıklar arasında aracılık yaparlar ve organik olmayan varlıkları, haklarını ve ayrıcalıklarını organik varlıkların gaspetmesine karşı korurlar.

Kökenleri şudur:

Taaroa Hina ile yatar ve bundan Tii doğar.
Tii Ani (lhtiras) isimli kadınla yatar ve bundan şunlar doğar:
Gecenin lhtirası, gölgelerin ve ölümün habercisidir, Gündüzün
lhtirası, ışığın ve yaşamın habercisidir; Tanrıların lhtirası, gökyüzündeki
şeylerin habercisidir; İnsanların lhtirası, yeryüzünün
şeylerinin habercisidir.

Ve bunlardan şunlar doğar: 

hayvanlara ve bitkilere gözkulak olan içerinin Tii'si; denizin varlıklarının 
ve şeylerinin muhafızı olan, dışarının Tii'si; kumların Tii'si ve deniz kıyılarının Tii'si ve
gevşek toprağın Tii'si; kayaların Tii'si ve katı toprağın Tii'si.

Ve sonra doğanlar: gecenin olayları, gündüzün olayları, geliş ve gidişler, akış ve geri akışlar, zevk verme ve zevk alma.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder