Porcile (1969, Pier Paolo Pasolini)





Kendine özgü bir anlatımla burjuva kültürünün dinsel ve politik ikiyüzlülüğünü yansıtan Pasolini, "Porcıle-Domuzlar Ahıri"nda insanın ilkelliğini ve barbarlığını yaşadığı çağa uyum sağlayarak varlığını sürdürmesini iki farklı öyküde an­latır. İlk öykü ilkel bir çağda, İkincisi günümüzde geçer.

Volkanik ve ıssız bir çöle bırakılan tehlikeli bir haydut, açlıktan ölmemek için oradan gelip geçen insanları avlayarak yemeye başlar. Sonunda tuzağa düşürülüp yakalanır. Ölüme mahkum edildiğinde; “Ben babamı öldürdüm, ben insan eti yedim ve zevkten titriyorum.” cümlesini defalarca tekrarlayarak yaşamına son verir.






“İnsan aç kalmaya görsün, inançlarını bile yer. ” deyişini çağdaş kapitalist topluma aktararak düzenin eleştirisini dile getiren filmin ikinci bölümünde iki Alman sanayici, birbirle­rini yok etmek için her çareye başvururlar. Biri şantaj yoluyla Nazi dönemindeki ırkçı tutumunu ortaya çıkarmayı planlar­ken, diğeri rakibinin oğlunun, dişi domuzlarla cinsel ilişki kurduğunu ve zamanının çoğunu domuz ahırında geçirdiğini öğrenir. Filmin sonunda iki sanayici ortak çıkarları nedeniyle anlaşarak güçlü bir tröst kurarlar. Domuzlar dünyasında ya­şayan genç adam ise domuzlar tarafından parçalanarak ye­nir.



         

Pasolini’nin simgelerle yüklü, barbarlığın çağımızda da devam ettiği gerçeğini vurguladığı bu filmi hakkında kimi eleştirmenler; Domuz Ahırı’nın toplumu özümlediğini, genç adamın babasının eski Nazi destekçisiyle uzlaştığı için oğlu­nun domuzlar tarafından parçalanıp yendiğini, ilk öyküde ise haydutun, Tanrı’nın oğlu olmayı reddeden İsa ile benzeşti­ğini, kendini insanlara adamaktansa, onları yemeyi yeğle­diği şeklinde yorumlamışlardı. Katolik kilisesi ise Pasolini’yi bir kez daha lanetlemiş ve tüm yetkilerini kullanarak filmin gösterimini engellemiştir.

*
Artun Yeres
"Pier Paolo Pasolini"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder