LEONARDO DA VİNCİ

— SANATÇININ ALTMIŞ YAŞINDA
BİR ADAM OLARAK PORTRESİ __


Adda kıyılarındaki inziva dönemi sırasında, 15 Nisan 1512 günü, Leonardo altmış yaşına bastı. Windsor’daki ünlü bir çizim bu döneme aittir, çünkü arka yüzünde Villa Melzi’yle ilişkili mimari çizimler yer almaktadır. Yaşlı, sakallı bir adamı profilden, yorgun ve düşünceli bir halde, bacak bacak üstüne atmış ve eli uzun bir bastonun üzerinde dururken gösteriyor. Yanında girdaplanan su akıntıları var ve bir an için yaşlı adamın onlara baktığını düşünebilirsiniz. Bu bir yanılsama, çünkü kâğıtta belirgin bir kadarına izi var ve yaşlı adam portresiyle su çalışmasının, büyük olasılıkla farklı durumlarda yapılmış iki ayrı çalışma olduğu açık. Yine de, kasıtlı olarak ya da şans eseri, kâğıt açıldığında tek bir kompozisyon halini alırlar - alaycı, melankolik bir kompozisyon; yanıtı yaşlılık olan bir bilmece ya da rebus. Yaşlı adamla akıp giden su arasındaki bu yakınlaşmayı hangi hikaye anlamlı kılıyor? Suya mı bakıyor, yoksa onu zihin gözüyle mi görüyor? Su çalışmalarının altındaki metin onların su akımlarıyla ve örgülü saçla görsel karşılaştırmalarını açık kılıyor (“Suyun kıvrım kıvrım hareketini [moto del vello] gözle, saçınkine ne kadar benziyor”) yani hikâye, eğer varsa, eski bir aşkı istekle hatırlayan yaşlı bir adam bunun içinde yer alabilir. Saç Leda çizimlerinin fantastik saç örgüleri gibi görünüyor, bu yüzden büyücü Cremonese çerçeveye girer, ama Leonardo’nun “beğendiği” Salai’nin bukle bukle saçları da geliyor akla.


Bunlar yorum oyunları, ama tümüyle yersiz oyunlar değil, çünkü imgelerin şans eseri karşı karşıya gelmesi zaten orada, yaşlı adamda bulunan belli karakteristikleri işaret ediyor: bir nostalji havası, bir uzaklaşmış hatıra havası. Leonardo imgelemin rastgelelikten anlam inşa etme gücünü severdi (bir duvardaki izleri güzel manzaralar olarak gördüğünü yazmıştı), bu yüzden açılmış bir yaprakta “bulunan” resim eğer o bunu düşünmemiş olsaydı kesinlikle fark edilirdi.

Bazen yaşlı adamın bir otoportre olduğu söylenir, ama bu yanıltıcı. Leonardo’nun altmış ya da altmış bir yaşındaki kesin bir tasviri olmak için çok yaşlı: Turin’deki, büyük olasılıkla sanatçının yaşamının son yıllarına ait olan otoportrenin ikon benzeri imgesine daha yakın, ama o imgenin kederli görkemine sahip değil. O, Kenneth Clark’ın dediği gibi, bir otoportreden çok bir “otokarikatür”: kendisinin elden ayaktan düşmüş, büyüsü gitmiş, kıyıda kalmış üzüntü dolu bir tasviri. Leonardo her zaman kendini bir yaşlı adam olarak, yarı mizahi bir imgeyle görürdü; "fındıkkıran” profildeki o komik figür, oyunbaz bir şekilde karşısındaki kışkırtıcı gence karşı duruyor — ve şimdi, ansızın, altmış yaşında ve bunu hissediyor.

***

Bize altmış yaşındaki Leonardo’nun gerçek imgesini gösterdiğini öne sürebilecek üç portre var, hepsi de öğrencileri tarafından yapılmış. İkisi Windsor koleksiyonundaki çizimler; üçüncüsü bir resimden ve ilk kez burada Leonardo’ya otantik bir benzerlik içinde olduğu öne sürülüyor.



Kırmızı tebeşirle yapılmış, altına zarif çağdaş büyük harflerle “Leonardo Vinci” yazılmış ünlü ve güzel profil portre, “ustanın günümüze ulaşmış en nesnel ve kesin portresi” sayılıyor ve (örneğin Vasari ve Giovio’nun kullandığı tahta oymalarda) Leonardo’nun on altıncı yüzyıl ortasına ait standart imgesi haline gelen profil portrenin bir ilk örneği. Makul bir şekilde Francesco Melzi’ye atfediliyor. Çok başarılı bir çizim, ve neredeyse kesinlikle Melzi’nin 1510 ortalarına tarihli ilk çiziminden daha sonra yapılmış. Uzun, dalgalı saç sahibinin uzun boylu olduğunu düşündürüyor ve anlaşılan artık ağarmış ya da gümüş rengini almış - bunu söylemesi güç, çünkü tebeşir kırmızı, ama verdiği izlenim bu. Ama hâlâ cömert ve hareketli, tıpkı tel tel sakal gibi. Harika bir şekilde modellenmiş olan profil hem kibarlığı hem de belli bir gücü gösteriyor; burun uzun, göz kararlı, dudaklar hafifçe kadınsı, bıyık titizce taranmış. Bu gençliğinde (Leonardo’ya dair ilk hikâyelerin aktardığı gibi) çekici olan ve hâlâ yakışıklı olan bir adamın profili. O daha Turin otoportresindeki yaşlı adam değildir; aslında, dikkat çekici bir şekilde kırışıklıklardan yoksundur. Ben bunun altmış yaşlarında bir Leonardo portresi olduğunu, 1512 ya da 1513 yılında Francesco Melzi tarafından Vaprio d’Adda’da yapıldığını düşünüyorum. Windsor koleksiyonundaki bir çizim için tuhaf bir şekilde yaprak köşelerinden bir yere sabitlenmek için kırpılmıştır ve arka tarafı bunun bir desteğe sabitlenmiş olduğunun işaretlerini veriyor. Bu 1566 yılında Vaprio’dakı Melzi’yi ziyaret ettiği zaman Vasari’nin gördüğü portre olabilir; “Francesco bu kâğıtları Leonardo’nun kutsal emanetleri gibi, bu mutlu hatıranın o ressamına ait portreyle birlikte saklıyor ve koruyor ”


Daha az bilinen ve göze pek çarpmayan eskiz, at ayaklarının çalışmalarını içeren bir yaprağın üzerindeki küçük kalem ve mürekkep eskizdir. Bu neredeyse kesin bir şekilde öğrencilerinden birinin yaptığı Leonardo portresidir (tarama sağlak, o yüzden bu bir otoportre değil). Yüz soldan üçte bir profil, ama yüz hatları kırmızı tebeşirden profile yakınlık gösteriyor. At bacakları çalışmaları, Leonardo’nun yaklaşık 1508-11 tarihindeki Trivulzıo anıtı projesiyle bağlantılı olabilir; portre eskizi at çalışmalarından farklı bir yönde, ama kâğıtta ilk olarak hangisinin yer aldığını söylemek olanaksız. Leonardo Melzi profilinden birkaç yıl daha genç görünüyor, bu yüzden yaklaşık 1510 tarihi makul olacaktır. İlginç bir şekilde, eskiz onu bir tür şapka giyerken gösteriyor, bunu çok az bir şekilde alnını kat eden dalga dalga çizgi ve sağ yanağının ardındaki çapraz taranmış gölge düşündürüyor. Leonardo’nun on altıncı yüzyıl portrelerinin çoğu, kuşkusuz Melzi profilinden türetirelerek, onu şapka giyerken gösteriyor. Vasari’nin Hayatlar’ındaki tahta oyma portrede kulaklıkları olan, Windsor eskizinin de gösterir gibi olduğu türden başlık olan bir beretta giymektedir. Leonardo “imgesinin” bu ayrıntısı Windsor eskizinin işlevini kaybetmiş bir kalıntıdan türemiş olabilir.


Turin portresi onu altmışlı yaşlarının ortalarında bir adam, ama, tıpkı Beatis’in söylediği gibi, “yetmişinden fazla bir ihtiyar” olarak gösteriyor. Popüler imgelemde hâkim olan imge Leonardo’nun bu otoportresidir ve zihinlerimize onu bu münzevi haliyle kazımıştır. Üslubun ve çizim yapılan ortamın daha önceki bir tarihi düşündürdüğünü söyleyen bazı sanat tarihçileri arasında kuşkular mevcut. Bu belki de babasının, Ser Piero 1504 yılında ölmeden önce yapılmış bir portresidir; ya da Leda çalışmaları zamanında yapılmış bir antik çağ tanrısı ya da filozofunun portresi; ya da basitçe “çarpıcı bir görünüme” sahip bir ihtiyarın, onu etkileyen ve Vasari’ye göre “çizmek için bütün gün peşinden koşturacağı” yüzlerden birinin portresidir.

 Çizimin altındaki, okunmaz hale gelinceye dek solmuş İtalyanca yazı bile tartışmalı: bu yazı resmi “kendisinin yaşlılık çağındaki portresi” olarak mı, yoksa sadece “yaşlılık çağında onun tarafından yapılmış” bir çizim olarak mı belirtiyor? Ama ben bunun, hayatının sonlarına varmış olan onun, etkili ve tereddütsüz bir portresi olduğuna inanmayı sürdürüyorum: ki Mona Lisanın gerçek Mona Lisa’yı gösterdiği yolundaki görüş gibi- Yaprak alışılmadık bir şekilde uzun ve ince, çizim yanlardan kırpılmış olabilir, omuz çevresinde neredeyse şeklini kaybetmiş. Aslında bunlar zar zor görünüyor, başın iki yanındaki açılı yatay çizgiler halinde, neredeyse ağız seviyesinde ve bunları gören kişi Turin çiziminin ikon niteliğindeki imgesinin, dimdik, hâkim bir figürü gösterse de böyle bir figüre ait olmadığını, kamburlaşmış ve yılların ağırlığıyla beli bükülmüş bir ihtiyara ait olduğunu anlıyor: hâlâ yenilmez, ama aynı zamanda incinebilir. Neredeyse beş yıl kadar önce Villa Melzi’de çizilmiş o eğik, elden ayaktan düşmüş, bir kayanın üzerinde oturmuş, yanından dolanıp geçen nehrin oyununu izleyen figür olmuştur.


Turin otoportresiyle çağdaş olan bir çizim, Windsor’daki, işaret Eden Hanım olarak bilinen ve bazen Dante’nin Purgatorid’sundaki Matelda’yla ilişkilendirilen, etkileyici kara tebeşir çizimdir; uzun çiçeklerle çevrelenmiş, nehir kıyısında duran yumuşak, romantik, rüzgâra karşı duran bir figür. Martin Kemp bu çizimi “Tufan çizimlerinin duygusal süslemesi,” “fiziksel yıkım dünyasına batmaktan çok tarifsiz sakinlik dünyasına geçiş” vaat eden bir çizim olarak adlandırıyor. Kadın izleyiciye sırtını dönmüş (Dante’nin sözleriyle, “dans eden bir kadın gibi” dönmüş) ama sol eli bizden uzaktaki bir şeyi işaret ediyor, resmin derinliklerine doğru, bizim göremediğimiz bir şeyin işaretini veriyor.

Charles Nicholl

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder